Arama

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 15 Bin Öğretmen Ataması

9 ay önce 102

24 Kasım Öğretmenler Günü kapsamında düzenlenen törende butona basan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 bin yeni öğretmenin atamasını gerçekleştirdi. Son atamalarla birlikte öğretmen sayısı 1 milyon 49 bin 564’e ulaştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 15 Bin Öğretmen Ataması

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kütüphanesi’nde düzenlenen “24 Kasım Öğretmenler Günü ve Öğretmen Atama Programı”na katıldı. Törende kürsüdeki butona basarak 15 bin öğretmenin atamasını gerçekleştiren Erdoğan, eğitim camiasına seslenerek öğretmenlerin ülkenin geleceği için taşıdığı öneme vurgu yaptı.

Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde hali hazırda 1 milyon 34 bin 564 öğretmenin görev yaptığını hatırlatan Erdoğan, yeni atamalarla birlikte toplam öğretmen sayısının 1 milyon 49 bin 564’e yükseldiğini belirtti. Programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Öğretmenler Günü’nü kutlayarak eğitim camiasına başarılar diledi.

--i6924713508c5e.png

ŞEHİT ÖĞRETMENLER UNUTULMADI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, öğretmenliğin bireylerin kişiliği ve karakterinin oluşmasında önemli bir rol oynadığını vurgulayarak, bu mesleğin toplum hayatında derin izler bıraktığını ifade etti. Görevi başında şehit düşen öğretmenler ile doğal afetler ve kazalarda hayatını kaybeden tüm eğitimcileri rahmetle andığını belirten Erdoğan, "Bilhassa kendilerini her Öğretmenler Günü'nde milletçe hüzünle, hasretle ve minnetle andığımız şehit öğretmenlerimiz Şenay Aybüke Yalçın'a ve Necmettin Yılmaz'a Cenab-ı Allah'tan rahmet ve mağfiret niyaz ediyorum" dedi.

EKRANDA İSİMLERİNİ GÖRENLER MUTLULUK YAŞADI

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının ardından atama törenine geçildi. Erdoğan, sahneye çıkan öğrencilerle birlikte butona basarak 15 bin öğretmen atamasını resmen başlattı. Ekranda kendi isimlerini gören öğretmen adayları, sevinçle yakınlarına sarıldı.

-0-i692470fb40e5d.jpg

Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende şu açıklamalarda bulundu:

"Öğretmenlerimiz ilim, irfan, hikmet ve ahlak meşalesini ellerinde gururla taşıdıkça Allah'ın izniyle Türkiye'nin yolu da ufku da sonuna kadar açıktır. Siz bu ruha sahip çıkarsanız önümüz inşallah aydınlık olacaktır. Teknolojinin hayatımızı çepeçevre kuşattığı, ülkelere, toplumlara ve bireylere istikamet çizdiği bir çağda yaşıyoruz. Teknoloji ve dijitalleşmenin hayatımıza getirdiği kolaylıkları kimse inkar edemez. Daha önce saatler, günler süren pek çok işi bugün elimizdeki telefona yüklediğimiz bir uygulama sayesinde saniyeler içinde yapabiliyoruz. Dünyanın en ücra köşesindeki hadiseleri anbean takip edebiliyor, fiziken bir araya gelmemizin mümkün olmadığı farklı kültürden insanlarla diyalog kurabiliyor, hatta dostluk, arkadaşlık, iş ortaklığı geliştirebiliyoruz. Son dönemde yapay zeka devrimiyle birlikte teknolojideki değişim artık baş döndürücü boyutlara ulaştı. Sonunu kimsenin öngöremediği bir belirsizliğe doğru insanlık olarak hızla yol alıyoruz.

Buna karşı direnmek, bunun dışında kalmak sizin de bildiğiniz gibi mümkün değil. Peki, ne yapabiliriz? Akıntıya karşı kürek çekemeyeceğimize göre bunu doğru yönetebiliriz. Ülkemiz ve milletimizin menfaatleri istikametinde doğru yönlendirebiliriz. Teknolojinin sağladığı imkanlardan azami derecede istifade ederken aynı zamanda zararlı yönlerini minimalize etmek bizim elimizdedir. Bunun yolu ise çocuklarımıza dijital okuryazarlık ve farkındalık eğitimi vermekten geçiyor. Sadece yasaklayarak bir netice alınamayacağını hepimiz biliyoruz.

6-i6924715dd8673.jpg

Kabul edelim ki çocuklarımızın oyun alanı artık sadece parklar, bahçeler, sokaklar değil. Çocuklarımızın kurduğu iletişim sadece yüz yüze iletişimle de sınırlı değil. Bugün evlatlarımız dijital teknolojinin büyülü atmosferinde daha fazla vakit geçirecek sayısız imkana kolayca ulaşabiliyor. Bizlere çok sentetik ve yapay gelse de arkadaşlarıyla orada sosyalleşiyor, orada eğleniyor, orada kendine ayrı bir çevre ediniyor; tabiri caizse sanal evrende ayrı bir gezegen kuruyor. Çocuklarımızla sağlıklı bir iletişim kurmak ve onlara nitelikli bir eğitim sunabilmek için bu gerçeklerle barışmamız gerektiği kanaatindeyim.

"SİZ ÖĞRETMENLERİMİZE DE ÖNEMLİ GÖREVLER DÜŞÜYOR"

Şunun da altını önemle çizmek durumundayım, nesiller arasındaki kavrayış... arada öyle bir fark var ki büyürken çocuklarımıza ve gençlerimize bizim yaşadığımız dünyayı empoze ederek bir yere varamayız. Onları geçmişe çekmek, bizim zamanımıza sürüklemeye çalışmak yerine geleceğe hazırlamak mecburiyetindeyiz. Hazreti Ali efendimize atfedilen şu söz tam olarak buna işaret etmektedir: "Çocuk yetiştirenler; bakınız hangi tavsiyede bulunuyor, çocuklarınızı kendi zamanınıza göre değil, onların yaşayacakları zamana göre yetiştirin." Bunun en doğru usul ve üslubunu ise merhum Nurettin Topçu üstadımız şöyle ifade ediyor: "Öğretimin üslubu, onun sade şekil ve kıyafeti değil, ruhunun kalıbıdır. İyi üslupla iyi öğretim, fena üslupla fena öğretim yapılır."

4-i69247182d8834.jpg

Güzel bir sözümüz var; evet, "Usul esasa mukaddemdir" ilkesiyle hem meseleye doğru açıdan bakacağız hem de çocuklarımızın eğitimine sağlıklı yöntemlerle yaklaşacağız. Değilse yavrularımızla doğru iletişim kurup onları doğru yönlendiremeyiz. Özellikle de sanal dünyanın dehlizlerinde evlatlarımızın ve gençlerimizin kaybolmalarına engel olamayız. Bu konuda ebeveynlerle birlikte siz öğretmenlerimize de önemli görevler düşüyor. Şu noktanın da üzerinde hassasiyetle durmamız gerekiyor: Bir öğretmenin evladı olarak gördüğü öğrencisini sevgiyle saran emeği ne kadar mühimse, ne kadar değerliyse ailelerimizin öğretmene desteği de aynı derecede kıymetlidir, vazgeçilmezdir. Ailelerimizin çocuklarının eğitimleriyle yakından ilgilenmesi, öğrenme süreçlerinde özellikle de sanal dünyadan gelebilecek tehdit ve tehlikelerle mücadelede çok çok önemlidir. Hep beraber el ele verecek; dikkatli, sabırlı, şefkatli ve kararlı bir şekilde sanal alemden yayılan tehlikelere karşı mücadele edeceğiz. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile eğitimde yaşanan paradigma değişiminin bizlere bu çabalarımızda da önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.

"EĞİTİMİN NİTELİĞİNİ ARTIRMAK İÇİN İLK GÜNDEN BERİ ÇALIŞIYORUZ"

Toplumda ve her birimizin hayatında bu konuda özel bir konuma sahip olan öğretmenlerimize haklarını teslim etmek bizim asli vazifemizdir. Son 23 yılda hep böyle bir çabanın içinde olduk. Ülkemizin büyümesine, Türkiye ekonomisinin imkanlarının genişlemesine paralel olarak bunu en önce öğretmenlerimize, en önce eğitime yansıttık. Eğitimin niteliğini artırmak, eğitimi yaygınlaştırmak, eğitimin önündeki engelleri ve yasakları kaldırmak, öğrencilerimiz arasında fırsat eşitliğini sağlamak için ilk günden beri çalışıyoruz.

2-i69247194b94ed.jpg

Burada bazı rakamları sizlerle paylaşmakta fayda görüyorum. 2002'de Milli Eğitim Bakanlığımız merkezi yönetim bütçesi içinde 4. sıradaydı. 2003'ten itibaren eğitime birinci sırayı tahsis ettik. 2026 bütçesinde de bu önceliği aynen koruduk. Milli Eğitim Bakanlığımıza 2026'da 1 trilyon 944 milyar lira kaynak ayırdık. Az önce dinledik: "İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendin bilmezsen ya nice okumaktır."

"2002'DEN BU YANA 821 BİN 360 ÖĞRETMEN ATAMASINI YAPTIK"

Öyleyse bu öyle rastgele olmuyor; gerekli desteği en üst seviyede ilme, eğitim-öğretime ayırmak durumundayız. Ve bu dönemde derslik sayımız 343 bindi, bugün 616 bine yükseldi. Özel okullar dahil edildiğinde bu rakam 754 bine yaklaşıyor. Yani bizden evvel yapılan derslik sayısının iki katını biz sadece 23 senede ülkemize kazandırmanın kıvancını yaşadık. Okullarımızda görev yapan öğretmen sayısında da ciddi artışlar oldu. 2002'den bu yana 821 bin 360 öğretmenin atamasını yaptık. Şu an resmi eğitim kurumlarında çalışan öğretmen sayımız 1 milyon 34 bini aşmıştır. Aktif görevdeki her 10 öğretmenden 8'i bizim dönemimizde atandı. Öğretmen olmazsa öğrenciyi kim yetiştirecek? Buna gereken ehemmiyeti, önemi vermemiz gerekiyordu; işte bunu biz verdik.

Bu büyük dönüşüm sınıfların içinde de somut şekilde hissediliyor. Ben öğrencilik yıllarımı hatırlıyorum; sınıflarımızda 70, 80, 90 öğrenci vardı ama şimdi öğrenci sayısı hamdolsun 15, 20, 25 buralara kadar indirdik. Kaliteyi artırmak zorundaydık ve bunu başardık. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı aynı şekilde 28'den 15'e, ortaöğretimde 18'den 11'e düştü. Biz, söylediğim gibi o 70-80 kişilik kalabalık sınıflarda eğitim almıştık; şimdi evlatlarımız ifade ettiğim gibi 20-25 kişilik sınıflarda eğitim öğretim görüyor. Dünyada bu kadar kısa sürede böyle oranları yakalayan çok az ülke vardır. Türkiye hamdolsun bunu bizim dönemimizde başarmıştır.

1-i692471b15698f.jpg

Okullaşma oranlarında da örnek bir tabloya sahibiz. 5 yaşta okul öncesi net okullaşma oranımız yüzde 11,7'den yüzde 82,53'e çıktı. İlköğretimde yüzde 91'den yüzde 96'ya, ortaöğretimde yüzde 50,57'den yüzde 99'a, yükseköğretimde ise yüzde 14'ten yüzde 82,85'e geldik. 6-14 yaş grubunda yüzde 99'luk okullaşma oranı ile OECD ortalaması olan yüzde 98'in üzerine çıktık. 15-19 yaş grubunda okullaşma oranımızı 2023 itibariyle yüzde 79'a taşıyarak OECD ortalaması olan yüzde 84'e yaklaştırmış bulunuyoruz.

"ÖĞRETMENLERİMİZİN ÖZLÜK HAKLARINDA İYİLEŞTİRMELERE GİTTİK"

Fatih projesi kapsamında 2025 sonu itibariyle etkileşimli tahta kurulmuş derslik sayımız 668 bine ulaşacaktır. Öğretmenlerimizin özlük ve mali haklarında da önemli iyileştirmelere gittik. Burada şu hususu özellikle ifade etmek istiyorum: Türkiye büyüdükçe, ekonomimiz büyüdükçe inşallah bundan 86 milyonun her bir ferdi gibi sizlerin de en üst düzeyde faydalanmasını temin edeceğiz.

Elbette tüm bunları gururla söylerken şu gerçeği de göz ardı etmiyoruz: Hiç şüphesiz 23 yılda çok ciddi mesafe aldık, çok başarılı işlere imza attık. Önümüze çıkarılan sayısız engele rağmen tarihi nitelikte reformları hayata geçirdik. Ama eğitimle ilgili sorunların tamamını çözdük iddiasında da değiliz. Bir yanda neredeyse yüz yıldır çözülemeyen meseleler var, bir yanda darbe dönemlerinin açtığı kapanmayan yaralar var. Diğer yanda ise çağımızın getirdiği güncel sınamalar ile değişen ve gelişen Türkiye'nin ihtiyaçları var. İnşallah bunlar arasında denge kurarak hedeflerimize doğru ilerleyeceğiz. Bunu da siz öğretmenlerimizle birlikte başaracağız.

5-i692471bb0c0b9.jpg

Birkaç puan oy uğruna, her alanda olduğu gibi eğitimde de popülizmin sınırlarını zorlayan siyasi rakiplerimize rağmen bunu inşallah başaracağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Her birinize emeğiniz, sabrınız, fedakarlığınız için ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. 24 Kasım Öğretmenler Günü'nüzü bir kez daha tebrik ediyorum. Bu güzel buluşmayı organize eden Milli Eğitim Bakanımıza ve tüm ekibine teşekkür ediyorum. Bugün aramıza katılacak genç arkadaşlarım başta olmak üzere tüm öğretmenlerimize başarılar diliyor, öğrencilerinize selamlarımı götürmenizi rica ediyor; her birinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. "

Etiketler : Cumhurbaşkanı Erdoğan Öğretmenler Günü
Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.

Yorumlar

ad image
ad image